Sevgi Üzerine

Mustafa Özbilen

Gerçeği bütün acılığıyla gören, ona gözlerini yummayan, bir masal uğruna insanlığı kana bulamayan, bu canavar taktiği karşısında yalnız medeni cesaret taktiğini kullanan insanların günden güne çoğalması, yarın belki bir ordu olması Aşk Ahlâkı'nın zaferidir.¹                                                                                            

Yaz ve sil. İnanç ve şüphe. Cevaplar ve sorular. Hem bilgiyi önemse, hem bildiklerini sorgula. Asla bir yere demir atma. Adresin değil, sadece ayak izlerin olsun bu dünyada. Ne demiş İbn Arabi? Bizimkisi “aşk kervanı”; o kervan ne yöne giderse biz de peşinden…²                                                            

Kış mevsimi yavaş yavaş kepenklerini kapatadursun, bahar ayları en güzel kavuşmaların müjdecisi gibi yeniden doğuşun tüm ahengiyle bizlere “gülümsemeli merhaba” naraları atıyor. Bahar yağmurları şöyle esip geçse de kalbimizdeki kıştan kalan “güneşe hasret” tortularını bir çırpıda alıp götürüveriyor. Sadece en güzel kavuşmaların değil, bütün güzel şeylerin müjdecisi olsun bu bahar… Hastalığı olanlara şifa; derdi olanlara derman, sıkıntısı olanlara ferahlık, fukara olanlara zenginlik, küskünlere barış, âşık olana maşuk, evlat bekleyene bebek müjdesi gibi mesela… Eğer öyleyse, hoş geldin bahar!

İçimden bir ses, her ne vaziyette olursak olalım, bizi tüm bu musibetlerden kurtaracak olan şeyin “sevgi” olduğunu söylüyor. Ne zaman bir sıkıntım olsa sevgiye sığınıyorum ben. En başta etrafımızda olup biten her şeyin ilelebet yöneticisi “O, Manevi Gizemli Gücün” sevgisine ve O’nun sevgisiyle aydınlanan ailemin ve tüm sevdiklerimin/sevenlerin sevgisine… Belki de ben bu gücün kaynağından besleniyorum. Siz de içinde bulunduğunuz kötü bir durumda, o anınızı, yalnızlığınızı paylaşacak, mutluluğunuzla birlikte gülecek, sizinle ciğeri yanıyormuşçasına ağlayacak, hiçbir şey yapamıyor olsa da sizi tüm içtenliğiyle dinleyecek gerçekten sizi seven insanların varlığıyla kendinizi iyi, hatta mükemmel hissetmez misiniz?

İyi ve güzel olan her şeyin içinden sevgi çıkıyor. Onunla yeşeriyor ağaçlar, çiçekler, tüm bitkiler. Onunla büyüyor dünya tatlısı bebekler, ufacık şirin mi şirin hayvancıklar. Sevgiyle iki ömür ayakta kalıyor, tüm sarsıntılarına rağmen evlilikler. En güzel dostlukların mayasına bir bakmışsınız sevgiyle yüzleşivermişsiniz. Merhametiniz sevginizle raks ederken iyilik okyanusunda siz huzur yelkeniyle Kaf dağının ardındaki o hayali masal dünyasına yolculuğa çıkmış oluyorsunuz adeta… Sizi bilmem ama ben tüm iyi şeylerin özünde sevginin olduğunu düşünüyorum. Sevgi saygıyı ortaya çıkartırken, saygı da zamanla sevgiyi ziyadeleştiriyor.

Sevgi, bu kadar değerli iken bu dünya da para kadar pek rağbet göremedi her nedense… Maddi gereksinimler ile egomuzun vicdan kılıfına büründüğü dönemlerde sevgi bizim için bir amaç olmaktansa, araç oluverdi. Gerçekte kötü olan şeyler, sevginin gerçek anlamıyla değil, herkesin anlamak istediği anlamıyla kullanılmasıyla birlikte iyi şeylermiş gibi gösterildi ya da bizler öyle zannettik. Aldandık, aldattık ve aldatıldık… O yüzden bir adresim yok benim. Sadece doğru bilginin peşinden koşturmak istiyorum. Bildiklerimi de mümkün oldukça sorguluyorum. Peki sonra? Sonrasını biliyorsunuz işte… Aşk kervanı nereye giderse, ben de oraya…

 Tüm bunlara rağmen, sevgi mağlubiyetini hiçbir zaman ilan etmedi. Bir şekilde ayakta kalmayı başardı. “Her şeyiyle bizi değiştirmeye  çalışan bu dünya da kendi olarak kalmayı başarabilen insanlar, iyilik yolunda sevgiyle emin adımlar atmayı başardılar. Gerçeği bütün acılığıyla gören, ona gözlerini yummayan, bir masal uğruna insanlığı kana bulamayan, bu canavar taktiği karşısında yalnız medeni cesaret taktiğini kullanan insanların günden güne çoğalması” şüphesiz tesadüf değildi, işte bu Aşk Ahlâkı’ nın zaferiydi.

“Ey halîlim! Dürüşüp Kâbe’yi yapmaktan ise,

Yap gönül hanesini beyt-i Huda istersen”³ diyen Muhibbi sevginin ve iyilik etmenin gücüne inanmamış olmasaydı “Muhteşem Süleyman” diye dillerde anılır mıydı?

Bu hayatta mevcut tüm hususlar gerçek ve gerçeklikle yüzleştirildiği ölçüde başarılı olunacağına inanıyorum. Bu konuyla ilgili en çok hoşuma giden şey de yaşantımızda yer alan tüm maddi ve manevi konularda “ölçülülük” ilkesinin önemli olduğu. Eğer sevdiğimiz bir insana, sevildiğimizden daha fazlasını sunuyorsak, farkında olmadan bir başka insanın sevgisine müdahale edip, hakkına girmiş olabiliriz. Bizlerin hak yiyen insanlardan olmaması dileğiyle…

“Dostunu ölçülü sev, gün gelir hasmın olabilir. Hasmına ölçülü husumet et, gün gelir dostun olabilir”, veciz ifadelerini aklımızın bir köşesinde muhafaza etmek gerek.

Eğer bir insana bir arkadaş, dost, akraba ve sevgili olarak sevgi duyuyorsak, şahsına olan sevgimizi de kendisine bildirmek ne kadar hoş değil mi? Yıllar önce kıymetli bir büyüğüm, hiç beklenmedik zamanlarda “sana daha önceden seni ne kadar çok sevdiğimi hiç söylemiş miydim” diye düşüncelerini paylaştığında her seferinde kendimi ne kadar çok mutlu hissederdim… Şu an bile yüzümde tebessüm çiçekleri açıverdi.  İnanın, başkalarının da yüzünde bu çiçeklerden açacaktır. Daha ne duruyoruz, hadi söyleyelim gerçekten sevdiklerimize…

Geçmişten günümüze kadar yaşı, dili, inancı, cinsiyeti, ülkesi ve statüsü ne olursa olsun teknoloji, bilim ve sanatın farklı alt dallarıyla ilgilenen tüm insanlar ile dünya siyasetine yön veren liderlerin en büyük özelliklerinden biri olarakta ilgilendikleri çalışmalarına olan tutkularını (sevgilerini), uğraşlarıyla olan gönülden münasebetlerini göz ardı etmemek gerek. Ne yaparsan yap “aşk” ile yap derken belki de bu kastediliyor, kim bilir? Çocukluğumda da sevgili babam, “kaşık bile yapıyorsak en iyisini bizim büyük bir istekle yapmamızı tembihlerdi. Sevgili Dayım da mesleğimin ilk yıllarında özellikle mesaiye her gidişimde işe sanki ilk kez başlıyormuşum gibi heyecanlı ve istekli gitmemi tavsiye ederdi. Keşke yanımda olsalar ve yine böyle en içten tavsiyelerini benimle paylaşsalar…

Sevgi üzerine birçok şey yazılabilir. Yazıldığı kadar, okunsa; okunduğu kadar uygulanabilse ne güzel olur. Her ne kadar beş harften oluşan bir kelime olsa da anlamıyla birlikte çok deruni, bir o kadar da kudretli ki bazı hastalıkların şifası sevgiden geçiyor

Cümlelerim tükenmeye yüz tutmuşken söylemek istediğim son birkaç şey var:

Bildiğim ve inandığım tek şey, beni tüm sıkıntılarımdan iyi niyet ve sevgi kurtaracak. Onun tılsımıyla önümü aydınlatıyor, varlığıyla takatimin bittiği anda bir adım daha atabilecek gücü bulabiliyorum. 

Hayatınızda huzur, yüreğinizde sevginiz hiç eksik olmasın.

Az kalsın unutuyordum, sizi ne kadar çok sevdiğimi daha önceden hiç söylemiş miydim?

 Saygı ve sevgilerimle, efendim.

1.ÜLKEN, HİLMİ ZİYA; AŞK AHLÂKI; SH. XI

2.ŞAFAK, ELİF; HAVVA’NIN ÜÇ KIZI; SF.50

3.NACİ, MUALLİM; MEKTEB-İ EDEB;SF.57

Sevgi Üzerine” için bir yorum

  • 15 Haziran 2017 tarihinde, saat 20:20
    Permalink

    çok güzel bir yazı olmuş

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir