Patronların Söyle “me” diği Sözler

Alıntı Yazılar

C:\Users\ihsan.ozbilen\Downloads\isgkalite\images\boss.jpgPatronların Söyle “me” diği Sözler

Bazı sözler var ki, insana ilham verir, bazıları hüzünlendirir, bazıları coşturur. Kısacası atmosfere göre zamanında doğru kullanan için sözler diğer insanlara etki eder. Bir de söylenmeyen sözler vardır. Onlar da insanlara etki eder. Söylenen sözlerden farkı; söylenmeyen sözlerden etkilenen insanların bundan haberi olmaz. Daha doğrusu hangi "söylenmeyen söz" ile etkileşim, sonuç arasında bağ vardır ama hemen anlaşılmaz.

İş yaşamında gözlemlediğim pek çok olay göstermektedir ki firma sahipleri pek çok sözü söylemeden onun anlaşılmasını beklemektedir. Bu sözler doğru deşifre edilmez ve gereği yapılmazsa sonuç olarak çalışanın işine mal olabilir. Özellikle genç arkadaşlarımıza hitaben patronların dikkatini çeken, söz olarak pek dile getirmedikleri, önemsiz gibi görülen ama hafızada kalıcı birkaç durumdan örnek:

1) İŞE ÖNCELİK VERMEK: Diyelim ki mesai bitmek üzere ama üzerinde çalışılan iş bitmiyor. Patronun da sonuçlanmasını beklediği bir iş ise bu o zaman mesai doldu diye eve gidilirse patronlar bunu kolay kolay unutmaz. Tabii negatif olarak. Bu konuda pek çok alternatif senaryo vardır ama hepsini ele almak uzun olur. Bu durumda benim tavsiyem duruma göre karar vermeniz.

Eğer zamanınız varsa, iş çıkışında sizi bekleyen çok önemli bir iş yoksa (örneğin çocuğunuzu okuldan almak, eşinizi doktora götürmek, hasta annenizin bakıcısı gitmeden eve yetişmek gibi olmazsa olmaz) kalıp işi tamamlamanızı öneririm. Eğer olmazsa olmaz bir durumda ötürü mutlaka çıkmanız gerekiyorsa patronun karşısında ezilip büzülmeyin. Gidip kendisine "kalıp işi ofiste bitirmeyi çok isterdim ama çocuğumu yuvadan almam gerekiyor, eve gidip oradan devam edeceğim" diyerek yaşamınızın önemli olaylarını aksatmadan iş odaklılığınızı ona göstermiş olursunuz.

2. derece önemli bir işiniz varsa. Örneğin en sevdiğiniz arkadaşınızın nikâhına katılmak niyetindesiniz. Siz katılmazsanız dünya yıkılmaz ama katılmayı çok istiyorsunuz ve sosyal olarak ta bu gerekliyse, patrona gidip nasıl bir seçim yapmak durumunda olduğunuzu iletin. Patron tam bu noktada tercihini açıkça söylemeyebilir, "siz bilirsiniz" bile diyebilir ama esasında sizin anlamanızı bekler. Onun beden dilinden işin acelesi olduğu ve bitirilmesini beklediği yönünde olduğunu hissederseniz bence o nikâha gitmeyip arkadaşınıza bir özür mesajı gönderin. Sonra bir şekilde telafi edersiniz. Patrona Halil isyanı yaparcasına nikâha katılmayı tercih ederseniz o nikâh size pahalıya mal olabilir. En iyisi nikâha katılmayıp arkadaşınıza güzel bir hediye almanız. Bu hediyeyi alırken paraya acımayın. Zira basit bir hediyeyle nikâha katılmanız halinde karşılaşacağınız maddi zararın yanında pahalı bir hediyenin lafı bile olmaz 🙂

2) İŞ ZAMANI LAK LAK ETMEK: Patronların en çok taktığı durumlardan birisi personelin iş zamanı kaytarması başlığı altında ele alınacak konulardır. Eğer çalıştığınız yer GOOGLE değilse o zaman bu konuda aşırı hassas olmanızı tavsiye ederim. Sadece sözlü lak lak değil, sosyal medya da bu kapsama girer.

Şundan emin olun pek çok patron işyerinde internete açık erişim sunuyorsa personelin internette ne kadar zaman geçirdiğini, hangi sitelere girdiğini kesinlikle izliyor. İşiniz gereği facebook, twitter, linkedin ve benzeri sosyal sitelere giriyorsanız şeytana uyup özel paylaşımlarınızı iş saatlerinde yapmamanızı tavsiye ederim.

Ofiste iş arkadaşlarınızla sohbet etmek isterseniz ofis olanakları çerçevesinde kapalı ortamda, gözlerden uzak bir noktada sohbet etmenizi; sohbet ederken çok gürültü çıkarmamanızı ve makul bir süreyi aşmamanızı tavsiye ederim. Eğer ayrı bir odanız varsa sohbetleri iş konulu görüşmelerin arasına serpiştirmeniz daha iyi olur.

Uzun tavsiyenin kısası; iş zamanında yapılacak iş dışı sohbet ve sosyal medya aktiviteleri  pahalıya patlayabilir.

Patronlar, herşeyi açıkça söylemeyebilirler. Ama bu hakkınızda hiç fikir edinmedikleri anlamına tabii ki gelmez. Patronların özellikle dikkat ettikleri, işleri gereği dikkat etmek zorunda oldukları konular var. İlk 2 sini bölüm 1 de ele aldık. Bu konular tabii ki patrondan patrona veya şirketten şirkete değişir. Gözlemlerim göstermektedir ki patronların önem verdiği diğer konular şunlar:

3) İŞE ZAMANINDA GELMEK: Her ne kadar "işe gelmeden çalışma" gittikçe yaygınlaşmaktaysa da işyerinde çalışma halâ ağırlıktadır. Yaygınlığı azalma trendinde olmak üzere daha uzun bir süre de devam edeceğe benziyor.

Basit bir konu gibi gözükmesine rağmen sanılanC:\Users\ihsan.ozbilen\Downloads\isgkalite\images\boss2.jpgın aksine pek çok patron çalışanların işe zamanında gelmelerine çok önem vermektedir. Hele ki, Hele ki işe patrondan sonra gelmek sıklık kazandıysa yandı gülüm keten helva. Yavaş yavaş kendinize başka bir iş bakınmaya başlayın.

"İşe Sadakat" esastır. Yani karşılığında maddi bir şeyler alınıyorsa istersen kendi işinizi yapın, patrondan sonra işe gelmek çok istisnai durumlarda veya bu konuda patrondan özel izin almakla olabilecek bir şeydir. İşyerine servisle gidiyorsanız zaten sorun yok.

Ama bireysel ulaşımlarda birkaç defa işe geç kalma olayınız olduysa diğer her şeyi 2. plana atıp işe zamanında gelmek konusunda plan yapmanızı öneririm. Alternatif ulaşım olanakları, evden kaçta çıkılması gibi. İşe zamanında gelmek patronun gözünde işyerinde bütün gün iyi performans gösterilmesiyle eşit değere sahiptir.

4) SEYAHAT - İŞ AVANSI GİDERLERİ: Patronların açıkça tepki vermeyecekleri ama bir yerlere not edecekleri konulardan biri de iş ile ilgili alınan avansların harcanmasında titizlik gösterilmesidir. Seyahat olsun, iş için olsun alınan avansları mutlaka iş ile ilgili konularda, onu da makul ölçülerde kullanmanızı, mümkünse yapılan her harcama için belge almanızı tavsiye ederim.

Belge alınsa bile bazı masraflar yine de patronların gözünde makbul sayılmaz. Örneğin Atatürk Havalimanından Bostancıya taksi ile gidişin ortalama bedeli 120 TL iken 250 TL lik belge hiç bir açıklama yapılmadan patronun onayına sunulursa, belgeli olmasına rağmen şüpheli bir gider olur ve güven zedeler.

Veya Ankara'ya 1 günlüğüne seyahate gidilip akşam yemeği kaleminden gece kulübüne gidilip içinde içki olan 250 TL lik masraf fişi akşam yemeği gideri olarak sunulursa patronun tansiyonu 19 a, şekeri 400  fırlayabilir. Bunu da yapan var mıdır demeyin, ben şahit oldum.

Giderler konusunda özellikle belli bir formatı, geleneği olmayan firmalarda daha çok dikkat edilmelidir. Harcamanın nasıl yapılması gerektiği konusunda formatı belli olan firmalarda da buna uygun davranılmalı.

Patron belki masraf konusunda çok ses çıkarmayabilir. Ama özellikle primleriniz veya aldığınız maaş zammı beklediğinizden düşük olduysa geçmişteki seyahat giderlerinizi anımsayın :). İşte o zaman Patronun söylemediği sözü duyacaksınız 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir