İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi

İSG yönetim sistemleri, sistematik yapı ve süreçler temin ederek İSG konusunun nasıl ele alınacağını vurgular. Bu bağlamda, mesele hangi tehlikelerin ele alınması gerektiği veya hangi özel kontrol önlemlerinin uygulanması gerektiği değildir.

İSG yönetiminin nasıl yapılacağına ilişkin standart hale gelmiş bir anlayış yoktur. İşin özüne dair unsurlar hakkında uluslararası bir mutabakat mevcuttur.

Bu unsurlar, başarılı bir İSG yönetimi için doğrudan bir formül veya reçete niteliğinde değildir. Her bir unsurun nasıl hayata geçirilmesi gerektiğiyle ilgili çok yaygın uygulamalar yoktur.

Başarılı bir iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi için aşağıdaki unsurların uygulama şartları ele alınacaktır.

  1. İş sağlığı ve güvenliği politikası ve taahhüt

İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi oluşturmada belki de en önemli adım iş sağlığı ve güvenliği politikasıdır. İşyerinin özelliklerine uygun ve gerçekçi bir iş sağlığı ve güvenliği politikası oluşturma öncesinde aslında yürütülen faaliyetlerde ortaya çıkan tehlikelerin belirlenmesi, risklerin değerlendirilmesi ve uygun kontrol önlemleri alınması daha uygun olacaktır.

Yöneticilerin iş sağlığı ve güvenliği politikalarının yönlendirilmesi konusunda verdikleri taahhüt, İSG yönetiminin en önemli unsurları olarak görülür.

Yönetimin taahhüdünün, İSG politikasında İSG konusundaki taahhüdün açık bir şekilde ifade edilmekle kalmayıp eyleme dökülmesi gerekir. Yöneticilerin, İSG planlaması, gözden geçirme, tanıtıma ilişkin etkinlikler ile tehlike yönetimi faaliyetlerine katılım dâhil çeşitli İSG faaliyetlerini yürütmeleri gerekir. Yöneticilerin, İSG faaliyetlerinin yürütülmesinde önderlik etmeleri önem taşımaktadır. Ayrıca, bu İSG faaliyetlerine sadece destek vermek yeterli olmaz.

Yönetimin İSG konusundaki taahhüdü kendiliğinden oluşmaz. Bu konuda çok çeşitli önemli itici etken vardır.

İSG yönetimi konusunda taahhüt verilmesini teşvik eden ve etkileyen faktörlerle ilgili bir fikir edinebilmek için, İngiltere’deki en büyük 350 şirket arasında düzenlenen bir anketin sonuçlarına bakmak ilginç olacaktır. İSG ile ilgili riskleri azaltmak için neden önlem alındığına ilişkin olarak sorulan bir soruya, bunun temel nedeninin İSG ile ilgili yasal yükümlülükleri yerine getirmek ve hukuki sorumluluktan kaçınmak olduğu yanıtı verilmiştir.

Hukuki sonuçlarla ilgili korku (ve diğer teşvik edici etkenler) ancak ve ancak yöneticilerin dikkati bu yöne çekildiğinde ortaya çıkacaktır. Bu konu, İSG uzmanlarının ilgi alanına girmektedir. Uzmanların, İSG konusunda gerekli yükümlülükleri yerine getirmemenin doğuracağı sonuçlar hakkında bilgi sahibi olmaları gerekir. Örneğin:

Yöneticileri, yürütülebilecek ve kendilerini şahsen ilgilendiren yasal işlemler hakkında bilgilendirmelidirler.

Doğrudan ilgili yöneticinin bütçesini etkileyecek hastalık ve yaralanmaların maliyetlerini belirlemelidirler.

Yöneticilerin münferit İSG performanslarını diğer yöneticilerin performansıyla kıyaslamalıdırlar.

İSG performansını ücretlerle ve kariyer gelişimiyle ilişkilendirmelidirler.

Yönetimin İSG konusundaki taahhüdü, İSG uzmanlarının ve diğer paydaşların (örneğin sendika liderlerinin) İSG yönetmelik ve şartlarının ortaya koyduğu yükümlülükleri yerine getirmemenin doğuracağı sonuçlarla ilgili bilgilendirilmesi ve eğitim alması yoluyla sağlanabilir.

İşletmenin bu alandaki çalışmalarını ortaya koyması açısından; İSG yönetim politikasının, prosedürlerin ve önleyici faaliyetlerin belgelere dökülmesi için geçerli nedenler vardır. Fakat dokümantasyonun varlığı etkin İSG yönetiminin bir ispatı değildir. Prosedür ve düzenlemelerin dokümantasyonu üzerinde fazlaca durulması, İSG yönetim sisteminin bir “evrak işi” olabileceği yönünde bazı endişeleri doğurmuştur.

Dokümantasyonun, her ne kadar kapsamlı olursa olsun (kâğıt üzerinde veya bir bilgisayar yazılımında), anlamlı önleyici faaliyetleri de yansıtmadığı sürece, İSG yönetiminin varlığının bir ispatı olarak bir değer taşımadığını net olarak ortaya koymak önemlidir.

İSG yönetiminin KOBİ’lerde uygulanmasının önündeki en büyük engel, büyük ve karmaşık bir sistemin iç denetiminin zor olacağı algısıdır. Norveç’te, iç denetim yönetmelikleri 1995’te gözden geçirilerek dokümantasyona verilen önem azaltılmış, önleyici faaliyetler daha fazla vurgulanmıştır (Nytrö, 1998).

İSG değerlerini sürekli göz önünde tutarak ve kullanılan prosedürlerin karmaşıklığını asgari seviyeye indirerek İSG yönetiminin etkin bir şekilde uygulanmasına yardımcı olunur.

2.Planlama, Organizasyon ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sorumluluğu

İSG yönetiminin organizasyonu; beşeri, mali ve diğer kaynakların sistematik bir şekilde harekete geçirilmesi ve koordine edilmesi ile İSG ile ilgili düzenlemelerin izlenmesi ve kontrol edilmesi için gerekli mekanizmaların kurulmasından oluşan bir süreçtir.

Planlama, yalnızca ne yapılması gerektiğini belirlemekle sınırlı bir faaliyet değildir. Planlamada ilgili faaliyetlerin gerçekleştirilmesi de sağlanır. İSG yönetimindeki sorumluluk ve hesap verebilirlik unsurları, işletmedeki bireylere belirli görev ve sorumlulukların belirlenerek verilmesi ile ilgilidir. Bu kişileri sorumlu tutmak için bir mekanizma oluşturulmalıdır. Bu yönde atılacak adımlardan biri, performans yönetimi anlaşmasına İSG performansı ölçütlerini eklemek olabilir. Böylece, İSG ile ilgili sorumluluklar işletmenin performans değerlendirme düzenlemelerinin bir parçası olarak raporlama ve gözden geçirmeye tabii tutulmuş olur.

Daha gelişmiş İSG yönetim sistemlerine sahip işletmelerin, İSG konusundaki sorumlulukların belirlenmesi ve bilinmesini sağlamakta daha başarılı olduklarını ortaya koyan çalışmalar vardır. Bu başarılarında, iş sağ- lığı ve güvenliği mevzuatında belirtilen sorumlulukların uygulanması ve orta düzey yöneticilerin görevlendirilmeleri ile diğer şeflerin iş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerine katılımları da etkili olmuştur.

Ortaya çıkan bir sorunun tetiklediği anlık geliştirilen yaklaşımlara kıyasla, İSG yönetimi için planlı ve proaktif bir yaklaşım benimsemek, problemlerin yaralanmaya veya sağlık sorunlarına yol açmadan önce tespit edilip kontrol altına alınması için daha büyük bir fırsat sunmaktadır.

3. Risk Yönetimi

Etkili risk yönetiminin her türlü İSG yönetimi stratejisinin merkezinde yer aldığı son derece aşikârdır. İşle ilgili yaralanmaların, sağlık sorunlarının ve ölümlerin önüne geçmek için potansiyel tehlike kaynaklarını tespit etmek ve ortadan kaldırmak veya bu tehlikelere maruziyeti asgari seviyeye çekmek (risk kontrolü) gerekmektedir. Ayrıca, risk kontrolü için alınan önlemlerin etkinliğini, uygulamasını ve sürdürülmesini değerlendirip gözden geçirmekten oluşan bir adım da söz konusudur.

Risk yönetimi süreci iki aşamaya ayrılabilir:

  • Tehlike belirleme,
  • Risk kontrolü.

Tehlikelerin Belirlenmesi

Tehlikelerin belirlenmesi aşamasında, bütün olası tehlike kaynakları kapsamlı bir şekilde ortaya çıkarılmazsa büyük bir zafiyet oluşur. İş organizasyonunda, ekipman tasarımında, fiziksel çalışma ortamında, idari uygulamalarda ve sosyal süreçlerdeki zayıf noktalar gibi önemli konuların tamamı, yaralanma ve sağlık sorunlarının ortaya çıkmasında etkili olabilir. Bu karmaşık yapı göz önüne alındığında, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının ortaya çıkmasında etkili olabilecek faktörlerin tespiti için sistematik ve kapsamlı bir yaklaşım benimsemenin gerekliliği ortadadır.

Burada sözü edilen yaklaşım; teknolojinin, iş organizasyonunun, çalışma koşullarının, sosyal ilişkilerin ve çalışma ortamının doğurduğu risklerin göz önüne alınmasını gerektiren AB Çerçeve Direktifinde benimsenen yaklaşım ile tutarlılık gösterir.

İşyeri teftişlerinde benimsenen geleneksel yaklaşımla, teftiş sırasında gözlemlenebilen sorunlar ortaya çıkarılabilir. Ancak, daha kapsamlı bir yaklaşımda aşağıdaki unsurlar da işin içine girer:

  • Çalışanlara danışılması,
  • Çalışanların deneyimleri hakkında yapılan anketler,
  • Yayınlanmış kaynakların ve ilgili yasal yükümlülüklerin gözden geçirilmesi,
  • İşlerle ilgili görev ve rollerin incelenmesi,
  • Çalışma ortamının izlenmesi,

Olay istatistiklerinin ve soruşturma raporlarının incelenmesi. Böyle bir yaklaşım, yalnızca potansiyel tehlike kaynaklarını ortaya çıkarmasıyla değil, edinilen deneyimleri dikkate alması bakımından da proaktiftir.

Risk Değerlendirmesi

İSG risk yönetimi sürecinin ikinci aşaması risklerin kontrol altına alınmasından oluşur. Tehlikeler tespit edildikten sonra, risk değerlendirmesi aşamasında bu tehlikelerin niteliği ve ortaya çıkabilecek tehlikeli olay veya maruziyet sonucunda oluşacak zararın şiddeti ve olasılığı dikkate alınır. Yapılan işin özelliği, işin ne şekilde organize edildiği, kullanılan makine, ekipman ve maddelerin türü gibi konuların hepsi karşılaşılan tehlikenin niteliğinde belirleyicidir.

Risk algısı da, farklı paydaşlar arasında önemli oranda değişebilir. Danimarka kanunlarında, işyerindeki riskten etkilenen kişilerin de sürece dâhil edilmesi gerekliliğine yer verilmiştir. Bu kanunda, “yerel risk anlayışı” gelişiminin de dâhil olduğu değerlendirmelere vurgu yapılmaktadır.

Risk kontrolüne ilişkin iki kapsamlı yaklaşım öne çıkmaktadır:

  • “Güvenli yer” yaklaşımına göre, tehlikeler tasarımla veya kaynağında ortadan kaldırılır ve artık riskler mühendislik, organizasyon ve prosedür çözümleriyle kontrol altına alınır.
  • “Güvenli kişi” yaklaşımında, önleme stratejisi çalışanların davranışlarını kontrol etmeye odaklanır. Yerel (belirli bir işle veya işyeriyle ilgili) deneyimi fazla olan kişilere bir anlam ifade eden durumlardaki neden-sonuç ilişkisini doğrudan, sade ve bağlama göre uyarlanan açıklamasıdır.

İnsan hatalarının doğurduğu olumsuz etkileri en aza indirgemeyi amaçladığı için, güvenli yer stratejisinin daha etkin olduğu düşünülür.

Güvenli yer stratejisi, AB Çerçeve Direktifi’ni açıklar niteliktedir. Burada, risklerin önlenmesi ve asgari seviyeye çekilmesi, risklerin kaynağında kontrol altına alınması ve işin bireye uygun hale getirilmesi gerekliliği öne çıkmaktadır.

Risk kontrolü konusunda güvenli yer stratejisinin tercih edilmesi, aynı zamanda tehlikelerin proaktif bir şekilde belirlenmesini ve etkin şekilde kontrol altına alınmasını da gerektirir. Ayrıca; satın alımdan tasarım ve planlamaya, üretime ve mal kabule kadar, iş başı ve iş sırası, iş bitimi, bakım ve temizlik işleri ile mal gönderim süreçleri gibi farklı aşamaların tamamında tehlikelerin belirlenmesi ve risklerin kontrol altına alınması faaliyetlerinin yürütülmesi gerekir.

Etkili risk değerlendirmesi; tehlikelerin proaktif, sistematik ve kapsamlı bir şekilde belirlenmesi, değerlendirilmesi ve risklerin kontrol altına alınmasını gerektirir. Bu durum, karmaşık veya uzmanlara bağlı bir risk değerlendirmesi yapılmasını değil, daha ziyade pratik, sorun çözmeye odaklı bir yaklaşım benimsenmesini gerektirir. Böyle bir yaklaşım benimsendiğinde sorunların ortaya çıkarılması, tespit edilen sorunların öncelik sırasına konması ve çözümlerin planlanması gerekir. Risk kontrolü çözümleri, güvenli bir yer ve yaşam döngüsünü vurgulamalıdır.

4. Çalışanların Katılımı

Çalışanların İSG yönetimine katılımları, pek çok İSG yönetimi standardına ve rehberine girmiştir. İSG yönetimi modelleri, İSG performansını iyileştirmek için kritik bir unsur olarak çalışanların aktif katılımını vurgulamalıdır (D. Walter, ve K Frick 2000).

AB Çerçeve Direktifi, “çalışanların ve çalışan temsilcilerinin, direktifte düzenlenen bütün önemli konularla ilgili çalışmalara dâhil edilmesi için kapsamlı yükümlülükler getirir. Direktif, çalışanların özellikle risk değerlendirmesine katılmaları, işletmede uygulanan genel önleme planına ve önleyici faaliyetlere dâhil edilmeleri için gerekli tedbirler alınmalıdır” ifadelerini içermektedir.

Kuzey Avrupa ülkelerinde, çalışanların katılımı ile çalışma yaşamındaki tarafların işbirliğinin güçlü bir geçmişi vardır. Bu geçmiş, İSG kanunlarına da yansımaktadır. Katılım, Danimarka’daki kanunda, İsveç ve Norveç’teki yönetmeliklerde bir köşe taşıdır.

Çalışanların güçlendirilmesi ve yeniliklere katkılarının teşviki ile çalışanlara bir kontrol ve özerklik duygusunun verilmesi, İSG yönetiminin başarıya ulaşması açısından önemli etkenlerdir (Hale, 1998).

Ancak aktif ve yerel düzeyde katılım sağlanması için, çalışanlara yeterli eğitim verilmesi ve bilgilendirme yapılması, sorunları araştırma ve diğer çalışanlarla iletişim kurma fırsatının tanınması, yönetim kadrosuyla diyalog kanalları oluşturulması gerekir.

5. Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlığı ile Yetkinliği

İSG “bilgisi” İSG yönetimi faaliyetlerini desteklemek ve bu faaliyetlere kaynak sağlamak için gereklidir. İSG uzmanlarının sunduğu danışmanlık hizmetlerine erişim ve işletme bünyesinde İSG konusunda yetkinlik geliştirilmesi bu “bilginin” edinilmesi için gereken iki kilit stratejidir (Hale, 1998).

Norveç’te, sistematik sağlık, çevre ve güvenlik yönetiminde başarıyı etkileyen faktörleri araştırmak amacıyla 1184 özel kuruluş ve kamu kuruluşu arasında yapılan bir ankette (Nytrö, 1998), başarıyı sağlayan en güçlü faktörler, işletmede yetkin İSG (ve çevre) kadrosunun olması ve profesyonel eğitim verilmesi olarak tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan grupta yer alan işletmelerin %82’si KOBİ’dir.

İSG yetkinliğinin iki bileşeni vardır:

  • İşletme içinde İSG uzmanlığı oluşturmak veya İSG alanında danışmanlık hizmetleri almak,
  • İşletmede görev alan yönetici, şef ve işçilerin İSG konusundaki yetkinliklerini geliştirmek.

Uzmanların İSG’yi geliştirme konusunda üstlendikleri rol, sadece teknik konularla sınırlı kalmayıp işletmeye uygun düzenlemelerin oluşturulması amacıyla sistematik bir yaklaşımın geliştirilmesini ve uygulanmasını sağlamayı da kapsamaktadır. İş kazalarının ve meslek hastalıklarının etkileşimli nedenlerini kapsamlı bir şekilde tespit edebilmek için gereken becerilerin geliştirilmesi önleme ilkelerinin anlaşılmasının sağlanması özellikle önem taşımaktadır.

İSG uzmanlarının yanı sıra, İSG yönetiminde rolü olan kişilerin de görevlerini yerine getirebilmeleri için gereken bilgi ve becerileri edinmek amacıyla eğitim ve gelişime ihtiyaçları vardır. İSG ile ilgili konularda yöneticiler, şefler, çalışan ve çalışan temsilcileri de eğitim almalıdır.

Talimat ve eğitim verilmesi AB Çerçeve Direktifi’nde yer alan yasal bir gerekliliktir (bkz. Madde 12).

6. Politika, Prosedürler Ve Dokümantasyon

İşletmenin bu alandaki çalışmalarını ortaya koyması açısından; İSG yönetim politikasının, prosedürlerin ve önleyici faaliyetlerin belgelere dökülmesi için geçerli nedenler vardır. Fakat dokümantasyonun varlığı etkin İSG yönetiminin bir ispatı değildir. Prosedür ve düzenlemelerin dokümantasyonu üzerinde fazlaca durulması, İSG yönetim sisteminin bir “evrak işi” olabileceği yönünde bazı endişeleri doğurmuştur.

Dokümantasyonun, her ne kadar kapsamlı olursa olsun (kağıt üzerinde veya bir bilgisayar yazılımında), anlamlı önleyici faaliyetleri de yansıtmadığı sürece, İSG yönetiminin varlığının bir ispatı olarak bir değer taşımadığını net olarak ortaya koymak önemlidir.

İSG yönetiminin KOBİ’lerde uygulanmasının önündeki en büyük engel, büyük ve karmaşık bir sistemin iç denetiminin zor olacağı algısıdır. Norveç’te, iç denetim yönetmelikleri 1995’te gözden geçirilerek dokümantasyona verilen önem azaltılmış, önleyici faaliyetler daha fazla vurgulanmıştır (Nytrö, 1998).

İSG değerlerini sürekli göz önünde tutarak ve kullanılan prosedürlerin karmaşıklığını asgari seviyeye indirerek İSG yönetiminin etkin bir şekilde uygulanmasına yardımcı olunur.

7. Denetim, Performans İzleme Ve Gözden Geçirme

Bir işletmenin İSG yönetiminin değerlendirilmesi ve gözden geçirilmesi sayesinde, düzenlemelerin sürekli olarak iyileştirilmesi için zemin hazırlanmış olur. İSG yönetimi bir şekilde izleme ve değerlendirmeye tabi tutulmazsa yapılan düzenlemelerin etkin olup olmadığının belirlenmesi, sistemdeki zayıflıkların ele alınması ve güçlü yanların ortaya konması için bir temel bulunamaz. Bu amaç için İSG yönetim sisteminin düzenli aralıklarla denetlenmesi gerekir.

İSG yönetiminin değerlendirmesi ve gözden geçirilmesinde aşağıdaki unsurlar söz konusudur:

  • Devamlı performans izleme,
  • İSG yönetiminin düzenli aralıklarla denetlenmesi.

Devamlı Performans İzleme

Son yıllarda, İSG performansının devamlı izlenmesini sağlayacak uygun ve anlamlı önlemler veya göstergeler hakkında ciddi tartışmalar sürdürülmektedir. Geleneksel olarak, işletme içi İSG performansı ölçümü için yaralanma sıklığına bağlı kayıp zaman oranı (LTIFR) yaygın olarak kullanılmaktadır. LTIFR’ nin bir takım sınırlamaları vardır:

(1) eksik bildirim,

(2) bu verilerde yaralanmaların yoğunlukta olup meslek hastalıklarının göreceli olarak tespit edilmeden kalması,

(3) serbest meslek erbabı kişilerin, yüklenicilerin ve geçici çalışanların muaf tutulması,

(4) verilerin geçmişteki sorunları yansıtması,

(5) çalışanlara tazminat ödemekten kaçınmak amacıyla bildirim yapılmaması.

Bu nedenle, performans izlemek için yaralanma göstergelerini (örn. LTIFR) kullanmak bu nedenle güvenilir olmayan bir yaklaşımdır. Çünkü İSG performansında görülen gerçek iyileşmenin ardında, olayların azalmasının mı, bazı olayların bildirilmeden bırakılmasının mı yoksa daha karmaşık nedenlerin mi olduğu konusunda bir ayrıma gitmek güçtür.

Bu nedenlerden ötürü, İSG yönetimi alanında İSG performansı ölçümünde olumlu performans göstergelerinin kullanılması desteklenmektedir.

AB üyesi ülkelerde, İSG performansı izleme konusunda olumlu yaklaşım benimsenmesi için araçlar geliştirilmektedir. Uluslararası literatürde çok dikkat çeken bir araç (Laitinen H., 1996), (Laitinen H, 2010 ), (Laitinen H M. M., 1999) da, Finlandiya’nın inşaat sektöründe geliştirilen TR endeksidir. TR endeksinin en güçlü yanı, kanıtlara dayalı olmasıdır. Her ölçekten çok sayıda deneme yapılmıştır. TR endeksi, işletmenin İSG konusundaki kazanımlarını vurgulayarak olumlu bir güvenlik kültürü oluşturulmasına yardımcı olur. İnşaat sektörü için geliştirilen TR endeksinin yanı sıra, Finlandiya’da imalat sanayii için kullanılan bir başka performans izleme yöntemi de mevcuttur. Bu yöntem, Elmeri veya Elmeri+ olarak adlandırılır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetiminin Periyodik Olarak Denetlenmesi

İSG yönetiminin periyodik olarak denetlenmesi, işletmelerdeki İSG yönetiminin etkinliğinin değerlendirilmesinin ikinci bir yoludur. Performansın, performans göstergeleriyle karşılaştırılarak devamlı izlenmesi çalış- malarını tamamlar. Amacı, İSG ile ilgili düzenlemelerin, sistemin genelinin ayrıntılı incelemesi sonucunda düzenli aralıklarla değerlendirilmesidir.

İSG yönetimi konusundaki denetimlerde; denetim metodolojileri, İSG yönetimi, İSG mevzuatı ve denetimin yapıldığı sektöre özel teknik konularla ilgili bilgi ve deneyim sahibi denetçilerle çalışılan özenli bir yaklaşım gereklidir.

Düzenli aralıklarla yapılan denetimler için farklı kaynaklardan veri toplanması gerekir:

Temsili numune oluşturacak sayıda yönetici, şef ve çalışanla yapılacak mülakatlar,

Koşulların ve faaliyetlerin gözlemlenmesi,

Kilit önem taşıyan prosedürler dâhil, destekleyici belgelerin incelenmesi,

Gelişmelerin ve önleyici faaliyetlerin kaydı (örneğin: eğitim ihtiyaç analizi, faaliyet planları, satın alım standartları, kurul toplantı tutanakları, çalışma prosedürleri vb.).

Bu yazı Avrupa Birliği’nin İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri İyi Uygulamaları kitabından alınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir