ilk söz

Mustafa Özbilen

 

Merhaba Güzel İnsanlar,

Öncelikle itiraf etmeliyim ki, şahsıma ve en yakınımdakilerle birlikte sizlere faydalı olmak niyetiyle, hayatım ve hayata dair yazılar yazabilir miyim diye düşündüğümde , yazmanın düşünmekten daha  güç olduğunu farketmek benim için hiçte zor olmadı. İşte bu yüzden içeriği ve türü ne olursa olsun, yazma işiyle meşgul olan ve bu cesareti ortaya koyabilen bütün kalem sahiplerinin, küçük/büyük demeden  hepsine saygı ve selamlarımı iletmeyi kendime bir borç bilirim. Ne kadar da zormuş his ve düşünceleri en uygun kelimelerle ifade etmek...

Aslında sizlerle paylaşmak istediğim pek çok husus var ve ben nereden başlayacağım konusunda bir türlü karar veremedim. O yüzden sizinde müsaadenizle, en azından bu yazıda, her ne yazıyorsam şu an için belli bir mantıki sıra dahilinde değil de, aklıma geldiği şekliyle birşeyler yazayım  istiyorum. İlk yazımın daha cezbedici olması niyetindeydim ama şu an için başta sizin anlayışınız olmak üzere, cesaretime ve heyecanıma sığınıyorum.

Hayatımda yazıp birisiyle paylaştığım ilk şey bir mektuptu. Ortaokuldan sonra lise öğrenimime başka bir şehirde devam etmek durumundaydım ve ailemden ayrılmak hiç de kolay olmadı. Ayrılık ilk defa o zaman yakama yapışmıştı ve ben maalesef bir türlü kurtulamamıştım. İşte  ilk mektubum, annemden ayrı kaldığım ilk anneler gününde annem için yazılmıştı. Yazdığım cümlelerin her birini neredeyse hepsini hala aklımda tutuyorum... Kim bilir bir gün bir anneler gününde sizler içinde paylaşırım...

Düşündüm de ben hep sevdiklerim için bir şeyler yazmışım. Annemle başlayan serüven epeydir eşim için yazdığım mektuplarla devam ediyordu ama ben sadece en yakınımdakileri değil, sizleri, insan suretinde ve insanlıkla münevver kılınmış siz güzel insanları da seviyorum, sizlerin ailesine siz de müsaade ederseniz dahil olmak istiyorum. Esasında, başta kendim olmak üzere nefes almak durumunda kaldığımız bu acayip dünyada faydalı olmak, sizlerle de dertleşmek ve bir çok şeyi paylaşmak istiyorum.

Peki neden böyle birşeyi amaç edindim? Birkaç aydır özellikle kitaplarla aramı yakın tutmaya çalışıyorum. Onları, benim kahrımı çeken en aziz dostlarım gibi görüyorum. Yine bu sebeple okumuş olduğum Muallim Naci’ye ait Mekteb-i Edep (Edep Mektebi) isimli kitap, ‘güzel eserler bırakmak ve insanlık cemiyetinde ilerleme ve gelişme meydana getirilmesi’ konusunda telkin ve tavsiyede bulunuyordu. İçimdeki ses buna kayıtsız kalmamayı tembihliyordu. Gayretimin maksadı bundandır.

 

 

Hakk dostu Yunus Emre’ye ait olan bu eşsiz ifadeler esas, usul ve uslup konusunda hayatımın en büyük düsturlarından biri olmuştur ve bu yolda da emin adımlarla yürümek arzusundayım. Geçmişimde  bilerek ya da bilmeyerek çok farklı şekillerde birçok hata yaptım. Umarım bu hatalardan ziyadesiyle ders çıkarabilmişimdir. Şu andan itibaren de herhangi bir hataya mahal verirsem, şimdiden sizlerden tüm içtenliğimle özür dilerim.

Haydi bakalım, Allah utandırmasın.

Saygı ve sevgilerimle...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir